20/Şub/2025

Bir takımı ya da bir sporcuyu desteklerken bazen kendimiz sahada ter döküyor gibi hissederiz. Öyle olur ki zafer sadece sahadakilere değil bize de ulaşır ve aynı sevinci aynı zaferi ve aynı başarı gururunu en içten şekilde hissederiz.
Peki, spor müsabakalarında başarı elde etmek neden bizi bu kadar mutlu kılar bir bakalım:
🏹Aidiyet Duygusu: Takımın başarısı, bizim de başarımız gibi hissettirir. Bu, aidiyet duygumuzun güçlenmesini sağlayarak bizleri motive eder.
🏹Sosyal Bağlantılar: Zafer, diğer taraftarlarla ortak bir sevinç paylaşmamızı sağlar. Bu sosyal bağlantıların güçlenmesiyle sevinç katlanır.
🏹Beklenti ve Umut: Takımımızın kazanacağına dair beklenti ve umut, heyecan ve mutluluk yaratır.
🏹Takım Ruhu: Bir takımın parçası olmak ve birlikte başarı elde etmek, topluluk hissimizi güçlendirir.
🏹Adrenalin: Spor müsabakaları, adrenalin seviyemizi yükseltir. Buda enerjik ve canlı hissetmemizi sağlar.
🏹Hedefe Ulaşma: Bir hedef belirleriz, çalışırız ve sonunda o hedefe ulaştığımızda, bu bize büyük bir memnuniyet verir. Keza destek verdiğimiz sporcuların başarısı da öyle.
🎯Elbette ki sporun güzelliği sadece kazanmakla ilgili değil, aynı zamanda oyunun kendisini sevmek ve takımla kurulan bağdandır.


20/Şub/2025

✍🏻Kişinin kendisini önemsiz, işe yaramaz ve hatta manasız hissetmesine neden olabilecek bir duygudur.
✍🏻Bu durum, kişinin yaşam kalitesini, iş performansını, sosyal ilişkilerini ve ruh sağlığını olumsuz etkileyebilir.
✍🏻Pek çok duyguyu açıkça anlayamayabiliriz ancak yer yer üstü kapalı cümlelerle açığa çıkar. Değersizlik duygusunda ortaya çıkabilecek cümlelere birkaç örnek verelim:

🤚🏻MÜKEMMELLİYETÇİLİK: Bir temizlik gününü düşünelim. Temizliğe başlamadan genellikle rota belirlerler. Her detay ve köşe için. Hatta o gün içinde temizlikte yetişemeyecekleri noktalara dahi planlama yaparlar. Çünkü her yer hem kontrolde hem de mükemmel olmalıdır.
“ Ya bir işi en iyisiyle yapmalısın yada hiç yapmamalı ! “
•Kişinin gözünde mükemmel değilse başkalarının gözünde iyi olmasının değeri anlamsızlaşır.

🤚🏻FEDAKARLIK:
Kişinin duygusal anlamda bir problemi var. O problemini ufak adımlarla da olsa sevdiği insanlarla paylaşmak istemekte. Telefonu çevirdiği arkadaşının ( annesi, babası, sevgilisi vs.) sesinin düşük ve moralinin bozuk olduğunu anladığında kendi sorunlarını( duygusal yoğunluğunu) yokmuşçasına kenara bırakıp tamamen karşı tarafı güçlendirmek için çaba harcamaya girişebilirler.
“ ..Yok ben aynı, bir problem yok şükür, sen anlat sesin niye bozuk..” gibi cümlelerin devamı saatlerce karşı tarafın moralini yükseltme , uzun uzun dinleme yada onların duygularını üstlenerek( üzüntülerini, korkularını, hayal kırıklıklarını..) bu duyguları yaşamaya kadar gidebilir.

🤚🏻HAYIR DİYEMEME:
Gelen herhangi bir basit teklif karşısında bile reddedememe ya da türlü bahanelerle karşı koyma. Bu durum kişinin yakınlarını kırmamak, incitmemek adına söylenmiş gibi gözükebilir. Fakat bir birey olarak gerçekliğine, duygularına sahip çıkmak kişilerin kendilerini değerli hissetmeleri için çok önemli bir adımdır.
“ Aslında gelirdim ama o güne … kişiyle bir toplantı ayarlamıştım. Açıkçası ben ayarlamasaydım yine bir bahane bulurdum ama şimdi ben ayarlayınca geri çevirmem çok zor. Keşke önceden haberim olsaydı. Biliyorsun yoksa kesin gelirdim…”
“ Aa ben bu filme ilk hafta gittim. Keşke gitme planımızı bilseydim sizi beklerdim..”
Gibi cümlelerle ya durum ekarte edilir yada istemeden onlarca olay karşısında hayır diyemez ve hayatın akışında sürüklenebilirler.
🎯Elbette bu gibi cümleler pek çok başka hissin kapısını da aralayabilir fakat bu cümleler hayat akışında farkındalık sağlanmasıyla birlikte bizleri çözüme bir adım daha yaklaştırır.


20/Şub/2025

Gerçek hayatın karmaşasından bunaldığımız ve kaçıp saklanmak istediğimizde başvurduğumuz en kısa yol her an yanında taşıdığımız telefonlarımızın içindeki sosyal medya. Peki nedir bu sosyal medyanın arkasında gizli olan o sır🪞?

Bu sır olmadığın, olmayı arzuladığın kimliğin, yaşamın, hayallerinin bir aynası olarak saklanmana ve hiç farkında olmadan içinde kaybolup sıkışmana neden olabilir. Gelin bunu madde madde inceleyelim,
🤳Özgüven eksikliği: Sosyal medyada kendilerini olduğundan farklı gösteren insanlar, gerçek hayatta kendilerine güven duymayabilir ve başkalarının onları beğenmesi için sürekli onay arayabilir.
“ Sahiden beğendin mi?”
“Gerçekten başarılı duruyor muyum?”
“ Baksana … (influencer, oyuncu, modacı, manken vs.) gibi olmuş mu? Tabii ona daha çok yakışıyor ama..”
🤳Yalnızlık ve depresyon: Sosyal medyada çok sayıda arkadaşı veya takipçisi olan insanlar, gerçek hayatta yalnız hissedebilir ve sosyal ilişkiler kurmakta zorlanabilir. Ayrıca, sosyal medyada başkalarının mutlu görüntülerine maruz kalan insanlar, kendi hayatlarını yetersiz ve anlamsız bulabilir ve depresyona girebilir.
Bu Kafka yalnızlığı olarak da geçer. “ Benim yalnızlığım insanlarla dolu.”🍂
Hatta bazen şu cümleler çıkar;
“ … takipçim var ama 1 tanesiyle bile çay/ kahve içmeye çıkamıyorum.”

🤳Kimlik bunalımı: Sosyal medyada farklı kimlikler sergileyen insanlar, zamanla kendilerini tanımakta ve ifade etmekte güçlük çekebilir. Bu da onların kişilik gelişimini olumsuz etkileyebilir ve kimlik bunalımına yol açabilir.
🎯Birkaç yıldır sosyal medya hesabı olan insanların pek çoğunda bireyselleşmeden daha çok algoritma ya da kullanıcılara uyum sağlama eğilimi görülmektedir. Var olanı, hissedileni saklamak ya da başka filtrelere maruz bırakmak kimlik bunalımına kapı aralar.

🎯Bütün bunlara karşılık sosyal medyada kimlik karmaşası yaşayan insanların psikolojisi, ciddiye alınması gereken bir konudur.


20/Şub/2025

İnsomnia, ‘’uykusuzluk hastalığı’’ anlamına gelmektedir. Daha gündelik olarak ise “uykusuzluk” olarak konuşulmaktadır. Uykusuzluk, sanıldığından fazla yaygınlığa sahip olan bir hastalıktır. Bu hastalığın belirtileri de oldukça açık bir şekilde gündelik hayatta kendini belli eder.
İnsomnianın psikolojik belirtileri arasında en sık şunlar yer alır ;
🌜Yorgunluk
🌜Sinirlilik
🌜Konsantrasyon eksikliği
🌜Hafıza sorunları
🌜Anksiyete
🌜Gün içinde sıklıkla hata yapma veya uykusuzluğa bağlı kazaların yaşanması..
Bu belirtiler her bireyde farklılık gösterebilir ve her bireyin durumu farklı olabilir.
Bununla birlikte gündelik hayatınızda kullanabilecek birkaç etkili önleyiciler de elbette bulunuyor. Örneğin ;
🌻Rahatlatıcı bir rutin geliştirin: Yatağa gitmeden önce rahatlatıcı bir rutin oluşturmanız, uykuya geçişi kolaylaştırabilir.( yatmadan önce duş almak, dua etmek, sözsüz melodik müzik dinlemek vb)
🌻Dikkatinizi dağıtacak şeyleri göz önünden kaldırın: Uyandıran veya dikkatinizi dağıtan şeyleri yatak odanızdan uzaklaştırın.
🌻Aşırı ışık veren aletlerin kullanımını sınırlayın. Özellikle yatmadan önce elektronik cihazların kullanımını azaltmak, uykuya geçişi kolaylaştırabilir.( telefon, akıllı saat vb aletlerin sesini kısmak, odada bulunan birden fazla ışık vericiyi kapatmak gibi)
Bu öneriler genel bir rehber niteliğindedir ve her bireyin durumu farklı olabilir. Eğer uykusuzluk probleminiz devam ederse, bir sağlık profesyoneli ile görüşmeniz önemlidir. Eğer fizyolojik bulgular saptanamazsa mutlaka yetkili ruh sağlığı uzmanları ile görüşülmelidir. En temelde uykusuzluk günlük hayatınızın tamamını etkiler ve gün içinde sizin gereğinden fazla enerji kullanmanıza sebep olur.
Unutmayınız ki uykusuzluk yalnızca gecelerinizi değil tüm gününüzü etkilemektedir🌛


15/Şub/2025

Bedenini beğeniyor musun? Ya da sence Barbie kendini beğenebildi mi? Bozuk beden algısı, kişinin kendi bedeniyle ilgili gerçekçi olmayan bir görünüme sahip olduğu anlamına gelir. Kişinin kendisinde görmek istediği dış görünüm ile var olan arasında uyumsuzluk varsa kişinin kendini olumsuz algılamasına neden olur. Bu olumsuz algı nasıl olurun cevabı ise şunlar olabilir;

Çevreden gelen olumsuz geri bildirimler; eleştiriler, mükemmeliyetçi yaklaşımlar.
“Kaç yaşına bastı bu çocuk. Hala boyu uzamadıysa daha da uzamaz. Gelecekte zorluk yaşar bir kadın/ erkek olarak.”

Yaşanan olumsuz deneyimler (alay edilme, hakaret vb.).
X: Bir tane de ben raket alabilir miyim?
Y: O koca burnun sana uzatamıyor mu..

İlişkilerde kabul görmediğini hissetme. Erken çocukluk itibariyle kişinin yetersiz onaylanması.
“Güzel/ yakışıklı olmak için … ihtiyacım var. Bunlar yoksa ilişkilenmelerimde kimse beni kabul etmez. Zaten anne babamda küçükken benim bu eksikliklerimi söylerlerdi. Şimdi yalnızsam bunu hak ediyorum.”

Medyanın veya yaşanan ortamın fiziksel görünüme ilişkin tutumları. Televizyon, dergiler kişinin nasıl göründüğüne ilişkin yaptığı yorumlarla bireyler üzerinde önemli etkiye sahiptir. Henüz yeni ergenliğe girmiş kız çocuklarında bil hassa ; uzun bacaklar, ince bilekler, ince bel ölçüleri gibi dayatma ve zorlayıcı imaj algısı yaratılmaktadır.

Pek çok kadın hayatının ilerleyen dönemlerinde günümüz modası ne ise o yönlerde kendini sürekli güncellemek zorunda hissetmekte. Öyle ki “kadın olmak” DEĞİŞEN HER MODAYI izlemek demektir! Ve sonucunda kişi yemek yeme davranışlarını, insanlarla ilişkilerini de önemli ölçüde etkiler. Sık görülen davranışlarda eve kapanma, ortamlarda aşırı davranışlarda bulunma bazense sosyal medyadan olmayan bir versiyonunu kendi gibi yansıtma davranışı bulunur.

Özsaygı sadece fiziksel görünüme ilişkin algılardan oluşmasa da kendi görünümlerini bozuk veya olumsuz algılayan kişilerde özsaygı problemlerine de neden olur. Bozuk beden algısına sahip bireylerde yeme bozuklukları, beden algı takıntısı gibi rahatsızlıklar görülür. Tüm bunları fark edebiliyor ve kendini anlamak (olduğu gibi sevmek için ) mücadele ediyorsan içinde yeşeren “BİRİCİKLİK” duygusuna sıkıca tutun. Çünkü sen bir tanesin ve hiç birimizin eşi benzeri yok. Aynı olmaktansa içine ayna olmayı dene. UNUTMA, Seni en çok beğenecek olan yine sensin..


15

Köprü Psikolojik Danışmanlık Merkezi olarak bizimle yolu kesişmiş; ergen, yetişkin, çift ve ailelerin duygusal, düşünsel ve davranışsal yapılanmalarına dair farkındalık ve psikolojik iyilik hallerine katkı sağlamanın yanı sıra; hizmet verdiğimiz kurumların çalışan, yönetici ve kurumun bütünsel veriminin yükselişini sağlamak öncelikli değerimizdir.

© 2024 Köprü Psikoloji Tüm Hakları Saklıdır.